Sevgili

Dört mevsim ruhun, göz kamaştıran ışıltın,
hayat sunan nefesinle,
öylesine nazlı, öylesine alımlısın ki;
cihana yayılmış dillere destan güzelliğin…

hem demişler;
“gece uykusu gelmez yâri güzel olanın” demesine de,
yine de seçmişler seni yâr diye…

Düğün alayı çıkmış Orta Asya’dan;
cengaverler, kız kızan, akrabalar…
demişler; “biz de olalım alayda yakın komşular;
Türk, Kürt düşmüşüz yola…”

Töremizde vardır ya,
kız istenir de olmaz mı erenler;
Ahmet Yesevîler, Sarı Saltuklar, Mevlânalar,
Yunus Emreler, Hacı Bektâş-ı Veliler…

Düğün alayı bu, yollarda kurulmuş senden önce düğünler,
Komşular kız almış, kız vermişler,
bebeler doğmuş, yolculuk sürmüş senin için yıllar…
Yeni doğanlar, sana gelinceye kadar olmuşlar;
hep genç kızlar, yağız delikanlılar…

Yıl; binyetmişbir…
Konaklanmış, ilk durak; Malazgirt…

Böylesine bilinen güzel yâri,
elde etmek kolay değil ki
Yâr olacaksın demişiz bir kere,

Vermem diyenler, karşı koyanlar,
olmuşlar birer düzenli ordu…
Lâkin gönül koymuşuz, demişiz hep bir ağızdan;
bu canlar hepten sana feda…

Öyle ya gözümüz kara,
durabilir mi karşımızda;
düzenli ordular da olsa…

Söyleriz hep; “su uyur düşman uyumaz!”
Nitekim; hainlik ya bu; içimizden kandırırlar,
uğursuzlar, beslerler on yıllar, yüzleri maskeli eşkıyalar…
kurarlar pusular…

Ey nazlı güzel!
Hülyana daldı bütün genç yiğitler…
Ay yüzün için bitmek bilmiyor istiyorsun mehirler,
Bin yıldır binlerce, yüz binlerce delikanlı kanıyla ödüyoruz,
sayısız bedeller…

Yemen, Sarıkamış acıları,
Trablusgarp, Çanakkale, Sakarya, İzmir zaferleri,
Nice matem çığlıkları…
yankılandı senin için bu gök kubbede,
Nice kıyametler koptu,
nice yangınları taşıyıp duruyorsun sinende.

Akan onca kanlar;
anaların, gelinlerin, yavukluların, nice yetimlerin;
ıssız ve sessiz gözyaşlarıyla bin yıldır,
hiç durmadan yıkanıp temizleniyor…

Biliyor musun sen hâlâ tazesin, öyle güzelsin ki hâlâ…
Değişmedi sana olan tutkumuz…
Celallensek, yükselse de semalara öfkemiz…
bak hâlâ çok sakiniz…

Seviyoruz seni çünkü atadan sözlüyüz…
Bir kere and içtik…
Yeminler, ahdlar ettik…
Daha nice bin yıllar geçse de,
Nice ocaklar sönse de,
Nice genç hayalleri bitse de,
ağıtlar yakılsa da inlese de yer gök…

Ey sevgili; sana olan aşkımız,
sevdamız, sonsuza kadar sürecek…

Hülyalarımızı,
göz bebeğimiz beyaz gelinlikli duvağını,
çocuklarımız için;
sevdayı taşıyanlarla beraber…
el üstünde tutacağız…

Orhan ÇİMEN

 

 

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.